Londra Gezi Rehberi: Her Şeyin Mümkün Olduğu Yer

Estetik desen var.
Vizyon desen var.
Refah desen var.
Seçenek desen var.

Bunların hepsini bir araya getirdiğinizde ortaya harika bir şehir çıkıyor: Londra

2007 yılında üniversite mezuniyet hediyesi için babamdan beni Londra’da yaşayan kuzenimin yanına göndermesini istemiştim. Konaklama masrafım da olmayınca 15 günlük bir tatil planlamıştım kendime. O zamanlar internet, seyahat planlamak için pek de verimli kullandığımız bir araç değildi. Kitapçıdan aldığım Londra gezi rehberiyle kendime A’dan Z’ye bir rota çıkarmıştım. Kuzenim ve orada yaşayan arkadaşlarım sayesinde unutulmaz bir tatil geçirmiştim. Bir de üniversiteden yeni mezun biri olarak kendimi inanılmaz özgür ve tüm fırsatlara açık hissettiğim bir modda gittiğim için de hayata bakış açımı şekillendiren, beni değiştiren bir ziyaret olmuştu yani anlayacağınız Londra’nın yeri bende ayrıdır.

Londra’yı benim için, aslında birçok insan için, bu kadar cazip hale getiren şeylerden biri de dil engeli olmaması. Amsterdam, Kopenhag, Berlin…bu şehirler de harikalar ama tiyatrosundan müzikaline, sinemasından konserine veya ilgi duyduğunuz bir etkinliğe dil konusunu düşünmeden katılamıyorsunuz. Yani şehir sizi her anlamda sarıp sarmalıyor. Başlıkta her şeyin mümkün olduğu yer derken de tam olarak bunu kastediyordum. Sokakta duvarda gördüğünüz afiş, metrodaki reklam alanları, sokakta duyduğunuz konuşmaları anlayabilince orayla olan ilişkiniz de güçleniyor.

Evet, Londra’yı bolca övebilirim ancak beni orayla ilgili bir bu kadar etkileyen diğer şeyse biraları…şaka şaka o da var ama herkesi olduğu gibi kabul eden bir yer, gerçekten havası daha güzel olsa hepimizin orada yaşamak isteyeceğine eminim.

Bir de Schengen Vizesi almak için harcanan stres ve enerjiden sonra ertesi güne randevu bulabildiğiniz ve süre olarak istediğiniz uzunlukta alabildiğiniz vize insana ilaç gibi geliyor. Ayrıca bu vizeyle 4 farklı ülke gezebiliyorsunuz.

Şimdi bu uzun yazımıza geçmeden önce Londra seyahatlerimde keşfettiğim, dinlediğim beni konseriyle veya plak dükkanlarındaki keşiflerimle yakalayan grup & sanatçıların en sevdiğim şarkılarını bir araya getirdiğim ‘London Calling’ müzik listesini açalım.

Seyahatlerim sırasında paylaştığım Instagram hikayelerine de buradan, buradan ve son olarak buradan göz atabilirsiniz.

Bu yazıda Londra seyahatinizi planlamak için ihtiyacınız olacak birçok soruya cevap bulacaksınız:

Londra’da ne kadar kalmalı?
Londra’ya ne zaman gitmeli?
Londra’da nerede kalmalı?
Londra haritalı şehir rehberi
Londra’ya kadar gitmişken mutlaka yapılması gerekenler
Londra’nın görülmesi gereken yerleri
Londra’nın ağız sulandıracak restoran & kafe ve food marketleri
Londra’nın görmeniz gerek müze ve galerileri
Bir kitap tutkunu olarak, Londra’nın en sevdiğim kitapçılarını
Tatlı krizlerinizde hem gözünüzü hem midenizi doyurayacak bakery & pastane ve dondurmacıları
Plak membası olan bu şehirde en sevdiğim plak dükkanlarını
Şehrin en sevdiğimiz tarafı olan Pub & Brewery & Hi-Fi Listening Bar’ları
Sessiz ve sakin bir başka Londra: Little Venice
Barbican: Londra’nın brütalist labirenti
Doğu Londra’nın cool mahallesi: Hackney Wick

🕰 Londra’da Ne Kadar Kalmalı?

Bu sorunun doğru bir cevabı yok aslında. Londra o kadar büyük bir şehir ki son bir sene içinde biri 10 gün, diğeri de 8 gün ve sonuncusu dört gün olan üç seyahatimiz oldu. Doğruyu söylemek gerekirse, biraz kulağa abartı gelecek ama doya doya gezmek için bu süre anca yeterli oldu.
Gündüzleri müze, park, sokakları gezip akşamları da konsere, müzikale, pub & gece kulübüne gittik. Türkiye’den göçen arkadaşlarımızın çoğu Londra’ya yerleştiği için de lokallerle bol gezmeli seyahatler oldu. Ama vaktimizin daha dar olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak da 1 hafta ayırmanızı tavsiye ederim.

🌦 Londra’ya Ne Zaman Gitmeli?

Son 1 yıl içerisindeki üç ziyaretimizin biri Şubat’ta biri Mart’ta diğeri de Temmuz’da oldu. Şubat ayında soğuk, yağmur ve rüzgar karışımlı günler yaşadığımızda tabi ki pek eğlenceli değildi. Martta hava tabi ki serindi ama şansımıza değil yağmur, havada bulut bile görmedik. Tatil boyunca kafamızda bereyle güneşin altında gezdik. Temmuz ayındaysa şort giydiğim günler oldu ama 3-4 gün o kadar soğuk oldu ki Uniqlo’ya girip kalın hırka almak zorunda kaldım. Yazın hava güzel bile gözükse bir anda 10 dakikalık yoğun bir yağmura tutulma sonrasında da güneş açma durumuyla karşılaşmanız çok olası. Benim kişisel fikrimse gündüzlerin daha uzun olduğu bahar ayları ve açık hava etkinliklerinin artacağı yaz ayları en doğru zamanlar olacaktır.

🛏️ Londra’nın Hangi Bölgelerinde Konaklamalı?

Londra tek merkezli bir şehir değil. Londra’ya geldiğinizde Southbank’e de gidiyorsunuz, Hackney Wick’e de, Hyde Park’a da ve buraların hepsi metroyla birbirine minimum yarım saat uzaklıkta yerler. Londra malum pahalı bir şehir, çoğunlukla hangi otel veya ev fiyat olarak daha uygunsa oraya yöneliniyor. O yüzden size kesinlikle şu bölgede kalın gibi bir tavsiye veremem. Ama yine de hangi bölgelerde kalmak güvenlidir ve metro & otobüs yolculuk sürenizi azaltır diye sıralayacak olursam:

– Soho & Covent Garden
– Bloomsbury
– Mayfair & Marylebone
– Southbank
– Westminster
– South Kensington & Chelsea
– Shoreditch (Benim kişisel tercihim mahallenin genel havası ve mekanlardan dolayı kesinlikle burası olur)

Size kendi konakladığım bir otel veya evi öneremiyorum çünkü her ziyaretimizde arkadaşlarımızın evinde kalıyoruz. Böylece bir sene içinde neden 3 kere Londra’ya gittiğimizi anlamış oldunuz 😂

Londra’yla İlgili Aklınızda Olsun:

✜ Son yıllarda özellikle kap kaç ve telefon hırsızlığı aşırı arttı. Hiç bana bir şey olmaz demeyin, orada yaşayan arkadaşlarımın çoğu kaptırmıştı telefonunu. Çantanız önünüzde, düzgün fermuarlı olsun ve özellikle Nothing Hill veya Oxford Str. gibi kalabalık yerlerde mutlaka çevrenizin farkında olun. Elinizde telefon, kafanız havada gezmeyin. Mutlaka sağlam ipli boynunuza asacağınız bir telefon kılıfınız olsun. Çantanızda da kimlik ve kart dışında değerli bir şey pek taşımayın. Hatta cebinize bile bir şey koyarken dikkatli olun en son seyahatimizde arkadaşımın paltosunun cebinde birinin elini tam telefonunu çalmak üzereyken yakaladık.

✜ Londra’nın çok iyi bir toplu taşıma ağı var, özellikle metro şehrin her yerini kaplamış durumda. Oyster kart alabilirsiniz isterseniz ama hangi zone’ları almalıyım, kaç günlük almalıyım gibi orada sorular devreye gireceği için bence hiç uğraşmayın. Temassız ödeme özelliği olan kredi kartınızla seyahat edin. Aktarma vs. gibi indirimlerden faydalanmak için de sürekli aynı kartı kullanmanız faydanıza olacaktır.

✜ Neredeyse müzelerin çoğunun kalıcı sergilerini ücretsiz gezebiliyorsunuz. Süreli sergiler için de 18£ gibi bir ücret oluyor onu da online önden almanızı tavsiye ederim. Bazı çok popüler sergilerin biletleri çok hızlı tükenebiliyor. Müze ve galeriler konusunu aşağıda daha detaylı anlatacağım.

🗺️ Londra Haritalı Şehir Rehberi

Bu aşağıdaki haritalı şehir rehberi Londra’yı gezmek için ihtiyacınız olan size her şeyi veriyor. Gerçekten ben yaptım diye demiyorum şehri ziyaret etmek için başka bir şeye ihtiyacınız yok.

Peki bu haritayı telefonunuza nasıl kaydedip mi gezeceksiniz? Hemen anlatıyorum. Masaüstü bilgisayarınızda bu haritayı açtığınızda (evet maalesef bu kayıt işlemi için bir bilgisayar gerekiyor) soldaki harita başlığının hemen yanında bir yıldız işareti olucak, o yıldıza tıkladığınızda kaydetmiş oluyorsunuz. Peki haritayı telefonunuzda nasıl mı bulacaksınız? Telefonunuzda Google Maps uygulamasını açın, altta ortadaki ‘Kayıtlılar’ yazısına tıkladığınızda en altta ‘Kaydettiğiniz Listeler’ bölümünde haritayı kayıtlı olarak bulabilirsiniz.

Londra’da Yapmadan Dönmeyin:

✜ Şehir bir müze cenneti. Biliyorum müze gezmek kimisinin pek ilgi duyduğu bir aktivite değil ama dünya gözüyle bir British Museum’u görmeden veya National Gallery’deki Jan van Eyck’in ‘Arnolfini Portresi’ni, Van Gogh’un ‘Ayçiçekleri’ veya Claude Monet’nin ‘Nilüfer Göleti’ tablolarını, Kensington’daki V&A’in binasını veya Natural History Museum’un girişinde asılı dev balina iskeletini görmeden bence dönmeyin. Bu arada en önemli detayı söylüyorum bu müzelerin hepsini gezmek ücretsiz! yani bütçe ayırmak gibi bir derdiniz de olmayacak. Londra’daki müzelerle ilgili yazımı da aşağıda bulabilirsiniz.

V&A Kensington
Natural History Museum
Design Museum

✜ Her zevke uygun bir müzikal var şehirde, biri mutlaka size hitap edecektir. Özellikle çocuklu aileler ve yetişkinler için görsel bir şölen olan ‘Lion King’ , ‘Wicked’. Hepimizin bildiği ‘Back to the Future’ veya ‘Devil Wears Prada’ gibi müzikalleri tercih edebilirsiniz.
Ben bir South Park hayranı olduğum için onun yaratıcıları Trey Parker ve Matt Stone’un yazdığı ‘Book of Mormon’a gittik ve baya eğlendiğimiz bir akşam geçirdik. Tiyatro salonları da zaten büyüleyici olduğu için eşsiz bir aktivite olacaktır. Bu arada müzikallerin bilet fiyatları dinamik yani ne kadar çok ilgi görürse o kadar fiyatı artıyor, o yüzden hızlıca karar verip satın almanız kârınıza olacaktır.

✜ Cumartesi günleri Portobello Road Market’ta kurulan bit pazarında antika eşya ve vintage kıyafet standlarını gezin. Bit pazarının yanı sıra Nothing Hill Londra’nın en estetik mahallelerinden biri. Farklı renklere boyanmış, yan yana evler baya fotoğraflık. Kalabalık olacağını şimdiden söyleyebilirim ama standlardaki ürünler hem çok çeşitli hem de kaliteli.

✜ Pazar günleri Columbia Road Market’te kurulan çiçek pazarını ziyaret edin. Pazardaki çiçkelerin hepsinden kucak kucak alıp yanınızda götürmek isteyeceksiniz. Rengarenk ve capcanlı gözüken çiçeklerin arasında gezmek keyifli ayrıca aynı cadde üzerinde çok iyi tasarım dükkanları var onlara da göz atabilirsiniz. Pazarın akabinde bir pub’da geleneksel ‘Sunday Roast’ yiyin. Sunday roast: Birleşik Krallık ve İrlanda kökenli, geleneksel olarak Pazar günleri öğleden sonra yenen, fırında pişmiş et ve yan lezzetlerden oluşan bir İngiliz yemeği. Yanında da buz gibi bir bira da içersiniz artık 🫠

✜ Demografik olarak çok uluslu bir şehir olan Londra’daki food market’larda Sri Lanka, Arjantin, Çin, Filipinler gibi birbirinden farklı mutfakları deneyebilirsiniz. Favorim turistik olsa da ürünlerini sevdiğim Borough Market, China Town ve Brixton’daki Brixton Village.

China Town
Brixton Village
Borough Market

Londra’da Gezilecek Yerler

Tower Bridge
Southwark Cathedral

Tatilde kısıtlı zamanımızın olacağını düşünecek olursak bence günlerinizi bölgelere ayırarak planlayın. Metroyla git gel yapmadan, zamanı daha verimli kullanmış olursunuz. Ayrıca şehirde yapılabilecek en keyifli ücretsiz aktiviteler için buradaki yazıya beklerim. Şehrin görülmesi gereken yerleri:

✜ Tower Bridge
✜ Westminster Sarayı
✜ Piccadilly Circus
✜ Tower of London

✜ Covent Garden Infinity Chamber
✜ Pavilion Road
✜ Kynance Mews
✜ Portobello Road Market: Sadece Cuma ve Cumartesi günleri kurulan antika pazarına uğrayın
✜ Amy Winehouse Statue
✜ London Eye
✜ Big Ben
✜ Westminster Abbey
✜ The Queen’s Walk
✜ St. Paul Cathedral
✜ Hampton Court Palace
✜ Brick Lane
✜ Shoreditch
✜ Broadway Market
✜ Columbia Road Flower Market: Pazar günleri çiçek pazarı kuruluyor
✜ Platform 9¾ at King’s Cross
✜ Coal Drops Yard
✜ Trafalgar Meydanı
✜ Nelson’s Column
✜ Leicester Square
✜ Battersea Power Station
✜ New Bond Street
✜ Kensington Palace
✜ Admiralty Arch
✜ Duke of York Square
✜ Camden Town
✜ Covent Garden
✜ Neal’s Yard
✜ Hay’s Galleria
✜ Carnaby Street
✜ Outernet London
✜ Fitzrovia Chapel
✜ Hackney Wick
✜ Shoreditch
✜ Millennium Bridge
✜ Marble Arch
✜ Saint James Palace
✜ Sky Garden
✜ Chinatown
✜ Little Venice
✜ Cecil Court
✜ David Bowie Memorial
✜ Shakespeare’s Globe
✜ Borough Yards
✜ Redchurch Street
✜ Dray Walk
✜ Goodwin’s Court
✜ Southwark Cathedral
✜ Thames Beach
✜ St. Christopher’s Place
✜ Camden High Street
✜ Camden Market Hawley Wharf
✜ The Spaces In-Between
✜ Westminster Bridge
✜ Westminster Cathedral

Camden Town
Hackney Wick
Little Venice
Thames Beach
London Eye

🌳 Parklar:

Holland Park
Kensington Gardens

Londra bir park cenneti, şehirden çok bunaldığınızda hemen kendinizi atın parklara. Hemen o yüksek, betonarme enerjinizi sıfırlayacaktır. Parklarda çok güzel kafeler ve kimisinde göletler de var. Kuğuları izleyin Hyde Park’ta yunus kiralayarak tadını çıkarın.

✜ Green Park
✜ St. James Park
✜ Hyde Park
✜ Regent’s Park
✜ Battersea Park
✜ Richmond Park
✜ Victoria Park
✜ Royal Botanic Gardens, Kew
✜ Putney Heath
✜ Kensington Gardens
✜ Holland Park

🦪 Londra Kafe & Restoran ve Food Market Önerilerim

Borough Market – Black Pig
The Devonshire

Daha çok Amerika için kullanılan ‘Melting Pot’ metaforunu rahatlıkla Londra için de kullanabiliriz. Çeşitli ırk ve ulustan insanların bir arada olduğu bu şehirde restoranlar da bir o kadar çeşitli ve Londra’da bu farklı mutfaklara ulaşabilmek de ayrı bir deneyim oldu bizim için. Ancak uyarmam gerek ki bu bolluğun içinde iyi yerleri tespit etmek de bir dert. Genel olarak kötü bir yemek deneyimimiz olmasa da ortalamada kalan yemekler de oldu.
 
Food Market’lardaysa ne ararsanız var hatta aramadıklarınız bile var. Aralarından Borough Market favorimiz oldu. Karnınız çok aç gidin ki bir tezgâhtan istiridye, diğer tezgâhtan tiftik domuz etli sandviç sonra paella, üzerine peynir tadımı yapabilesiniz.

🍽️ Restoranlar

Eel Sushi
BRAT
Smokestak

✜ SMOKESTAK: Shoreditch’de barbekü. İlik ve salatasını sevdik, brisket de sulu ve yumuşaktı.
✜ Din Tai Fung Covent Garden: taze dumpling ve bao seviyorsanız, adres burası
✜ Canteen: Nothing Hill’de İtalyan mutfağı, tatlıları özellikle👌
✜ Padella: Shoreditch’te iyi bir İtalyan lokantası. Makarna ve tatlılarına bayıldık
✜ Serpentine Bar & Kitchen: Hyde Park’ta göl kenarında takılması keyifli
✜ Honest Burgers: Burası bir zincir restoran olsa da ev patatesi ve burgeri gayet başarılıydı
✜ Barrafina: Modern İspanyol Tapas
✜ The Telegraph: Richmond Park’ta yürüyüş sonrasında ‘Sunday Roast’ için harika adres
✜ BRAT: Genellikle mevsimsel malzemelere odaklanan, rustik ve rafine lezzetleri bir araya getiren, bolca ızgarada yemekler bulabileceğiniz şık ama rahat bir restoran.
✜ Fatt Pundit: Hint – Çin füzyon mutfağı. Yediklerimizi baya beğendik, baharatlı ve acılı seçenekleri de bolca var menüde.
✜ Med Salleh: Otantik Vietnam sokak lezzetlerini yiyebileceğiniz bir restoran. Pho’larını, dana brisketini, kızartmalarını ve lychee tatlısını çok beğendik.
✜ Eel Sushi
✜ Kyu Sushi

Fatt Pundit
Med Salleh
Barrafina

🍳 Kahvaltı


Listeyi yaparken fark ettim ki biz kahvaltılarımızın çoğunu bakery’den aldığımız croissant, sandviç ve bagellarla yapmışız. Sayılı yediğimiz yumurtalı kahvaltılar için de önerilerim:

✜ Granger & Co: Avusturalya menşeili, kahvaltısıyla meşhur
✜ The Good Egg: Hackney’de Orta Doğu ağırlıklı bir mutfak. İlginç, çok başarılı menüleri var

🎪 Food Markets

Borough Market
Seven Dials Market
Chinatown

Londra’ya gelip de bir food market’e uğramada olmaz. Aralarında en turistik diyebileceğimiz Borough Market’te bile eminim damak zevkinize uygun bir şeyler bulacaksınız.

✜ Kingly Court
✜ Brixton Village Market: Sri Lanka, Malezya gibi ülkelerin daha farklı lezzetlerini deneyebilirsiniz. Sevdiğimiz restoranlar La Nonna: İtalyan mutfağı, Lima Limon: Peru mutfağı.
✜ Borough Market: The Black Pig’ten sandviç alın ve Oyster Bar’dan taze istiridye lüpletin
✜ Camden Market: Bolca fast food var. Ahtapot döner bile gördük tabi ki denemedik!
✜ Royal Exchange
✜ Mercato Mayfair
✜ Leadenhall Market
✜ Maltby Street Market
✜ Seven Dials Market
✜ Chinatown
✜ Greenwich Market
✜ Old Spitalfields Market
✜ Gabriel’s Wharf
✜ Boxpark Shoreditch
✜ Arcade Battersea Power Station: aslında buraya food market değil de food court demek daha doğru olur. Geleneksel yemek pazarı deneyimi sunmuyor.
✜ Portobello Road Market
✜ Mercato Metropolitano

Londra’nın Ağız Sulandıran Bakery & Kahveci & Dondurmacıları

🍰 Fırın & Pastaneler:

Bread Ahead
Fortitude Bakehouse
Nagare

✜ Bread Ahead Bakery
✜ Buns Fom Home
✜ Kuro Bakery
✜ Gail’s Bakery
✜ Forno
✜ Layla Bakery
✜ La Maritcu Connaught – Basque Cheesecake
✜ Chestnut Bakery
✜ St. John Bakery Neal’s Yard
✜ It’s Bagels Soho
✜ Boxcar Baker & Deli
✜ Beigel Bake
✜ E5 Bakehouse
✜ The Dusty Knukle Bakery
✜ Violet Cakes
✜ Jolene Bakery & Restaurant
✜ St. John Bakery
✜ Luminary Bakery

✜ Bunhead Bakery
✜ Sourdough Sophia – Essex Road
✜ Aux Pains De Papy
✜ Fortitude Bakehouse
✜ Fred Coffee & Bakery
✜ Fabrique Bakery
✜ Arome Bakery
✜ Toklas Bakery
✜ The Lily Vanilla Bakery
✜ Pophams – Hackney
✜ Humble Crumble
✜ Ottolenghi
✜ TOAD Bakery
✜ Le Chocolat Alain Ducasse
✜ Santa Nata
✜ Nagare

Layla Bakery
Arome Bakery
Ottolenghi

☕️ Kahve & Çay:

Kuro Bakery
Monmouth Coffee Company
Bar Italia

✜ Arro Coffee
✜ Abuelo

✜ Markus Coffee
✜ Mariage Frères
✜ Redemption Roasters
✜ Monmouth Coffee Company
✜ Chai Guys
✜ 26 Grains
✜ Half Million Cafe
✜ The Wren Coffee
✜ Postcard Teas
✜ Dilectio Coffee
✜ Bar Italia: 1949’dan beri hizmet veren Bar Italia, Londra’nın en köklü İtalyan kafesi ve 24 saat açık olmasıyla bilinir. Cannoli ve espresso’nuzu alıp caddeye bakan sandalyelere kurulup geleni geçeni izleyin.

🍦Dondurma:

Ice Cream Union
Amorino
Bilmonte

✜ Bilmonte
✜ Venchi
✜ Amorino
✜ Parlour by the Ice Cream Union (Pavilion road)

🍻 Londra Pub & Brewery & Hi-Fi Listening Barları

Beer Merchants Tap
Ghost Whale
Kill The Cat

Londra yapılacaklar listesinde pub’a girip ‘1 pint’ içmek olmazsa olmazlardandır.
 
Birkaç klasik pub’a uğrasak da bizim asıl ilgimizi çeken Bermondsey Beer Mile’dı. Burası Londra’nın güneydoğusunda Bermondsey bölgesinde bulunan kraft bira üreticisi ve taproom ‘ların yan yana sıralandığı bir yürüyüş rotası.


London Bridge ile South Bermondsey arasında, özellikle Druid St., Enid St., Railway Arch gibi sokaklara yayılan bir alanda yer alıyor. Eski tren yollarının altındaki kemer yapılar içinde kurulu onlarca küçük bağımsız, karakteristik bira üreticisini ziyaret ederek bir bira tadım macerasına çıkıyorsunuz.


🍻Kernel’le rotaya başlayabilir→Mash Paddle→Craft Beer Junction→Bianca Rd→Cloudwater→Anspach & Hobday→The Barrel Project→Southwark Brewing Company gibi öne çıkan üreticilerin biralarını tadabilirsiniz


🍺 Beer Mile’ın ruhunu tam yaşamak için cuma akşamı veya cumartesi günü gidin
🍺 Publarda yemek cips, kuruyemişle sınırlı olabiliyor. Yemek için Maltby Street Market’a uğrayabilirsiniz
🍺Farklı biraları ‘flight’ adı verilen tadım menüleriyle deneyebilirsiniz.

Biralarımızı içtikten sonra #londra ’da üst seviye ses sistemlerinde müzik dinlemek için Hi-Fi Listening Bar’ların peşine düştük. Detayları yine hikayelerde paylaşacağımız, şehrin en havalı Listening Bar’larını aşağıda bulabilirsiniz.


Pub & Brewery:


✜ London Beer Lab Taproom and Nano Brewery
✜ The Effra Hall Tavern
✜ Brick Lane Tap Room
✜ Kill The Cat
✜ The Golden Heart
✜ BrewDog Shoreditch
✜ Crown & Anchor
✜ Ghost Whale
✜ The Cavendish
✜ Shakespeares Head
✜ Howling Hops Brewery and Taproom
✜ CRATE Brewery & Pizzeria
✜ Bermondsey Beer Mile
✜ George
✜ The Dove
✜ The Lamb & Flag
✜ The Spaniards Inn
✜ The Audley Public House
✜ The Royal Oak
✜ The Newman Arms
✜ The French House
✜ Beer Merchants Tap

Hi-Fi Listening Bars:

Brilliant Corners
Spiritland
Mad Cats

✜ Spiritland
✜ Jumbi
✜ The Lion & Lamb
✜ System
✜ All My Friends
✜ Goodbye Horses
✜ Nine Lives
✜ Space Talk
✜ Nipperkin
✜ Chiave
✜ Brilliant Corners
✜ Jazu Bar London
✜ Bambi
✜ The Shrub and Shutter
✜ Behind This Wall
✜ EQUAL PARTS
✜ Seed Library
✜ STEREO Covent Garden
✜ Mad Cats

🖼️ Londra’nın İlham Veren Müze ve Galerileri

Tate Modern
Southbank Centre
V&A Kensington

Londra bir müze cenneti. Hem de dünyanın en büyük koleksiyonlarını barındıran bir müze cenneti. Binaların mimarisi, eser seçimleri, sergilerin kürasyonu birleşince size tam bir müzegazm yaşatıyor. Daha önceki Londra seyahatlerimde British Museum, Natural History Museum, National Portrait Gallery ve V&A gibi mutlaka görülmesi gereken ve neredeyse bir gününüzü alan müzeleri gezdiğim için bu sefer vaktimi Tate Modern, Southbank Centre ve Saatchi Gallery’e ayırdım ama tabi ki aklım ziyaret etmediğim diğer müzelerde kaldı çünkü hiçbiri bir kerede gittim gördüm diyebileceğimiz müzeler değil.

Londra ‘da müzelerin neredeyse çoğunda giriş ücretsiz ancak sergilerin bazısı ücretli ve maalesef biraz pahalı. Benim Tate’de gezdiklerim 18 £’du yani birkaç sergi gezmek isteseniz baya pahalı oluyor. Bileti önden web sitesinden almak kimi müzelerde daha ucuz olabiliyor. Bu arada müzeler ücretsiz olsa da kalabalığı yönetmek adına online ön rezervasyon isteyebiliyorlar, gitmeden önce mutlaka kontrol edin.

Müzelerdeki sergiler kadar etkinlikleri de bir o kadar ilgi çekici oluyor. NHM’de kimi akşamlar dev dinozor iskeletinin altında yoga veya silent disko partileri düzenleniyor. Southbank’te benim de bu sefer katıldığım ücretsiz harika konserler oluyor.

Müze mağazalarındaki seçki de ayrı güzellikte olduğu için sırf müze mağazasındaki ürünleri görmek için bile müzelere gitmek isteyebilirsiniz. En güzel tasarım, orijinal hediyeleri de hep buralardan bulmuşumdur.

✜ Victoria & Albert Museum Kensington
✜ V&A East Storehouse
✜ V&A East Museum
✜ V&A Young
✜ National Portrait Gallery
✜ National History Museum
✜ ICA London
✜ British Museum
✜ National Gallery
✜ Southbank Centre
✜ Barbican Centre
✜ Royal Academy of Arts
✜ Tate Modern & Tate Britain
✜ The Wallace Collection
✜ The Design Museum
✜ Saatchi Gallery
✜ Graffik Gallery London
✜ Serpentine Gallery & Serpentine North Gallery
✜ Tate Britain & Tate Modern
✜ Moco Museum
✜ Gagosian
✜ Halcyon Gallery
✜ Sir John Soane’s Museum
✜ Somerset House
✜ Whitechapel Gallery
✜ Cutty Sark

V&A East Storehouse
British Museum
Saatchi Gallery

📚 Londra’nın En Sevdiğim Kitapçıları

Maison Assouline
Word on the Water
Daunt Books

Evet markamın ismi Listen & Travel olup her yerde müziği kovalasam da kitaplar bir diğer önemli parçam. Kırtasiye ve kitapçı gezmek en sevdiğim aktivitelerden biri. Londra’ya gitmeden önce aşağıdaki kitapçıların listesini çıkardığımda hepsini ziyaret etmek için aşırı heyecanlanmıştım ve hiçbiri beni hayal kırıklığına uğratmadı, hatta beklentilerimi aştılar. Neredeyse çoğuna gidebildiğim bu kitapçılarda sadece kitapların kapak tasarımlarına, defterlere, kalemlere birazcık bakayım diye vakit geçirmek istediğinizde saatlerinizi harcarsınız. ‘Müzede Bir Gece’ konseptini bence kitapçılar için de yapmalılar. Bütün gece kitapların arasında olma fikri bence harika!
 
Londra ’daki kitapçılar sıradan bir kitapçı deneyimi sunmadığı için hepsinden ayrı büyülendim. Cecil Court’da yan yana olan kitapçılardan; sadece ‘Alice Harikalar Diyarında’nın onlarca farklı versiyonunu satan ‘Alice Through The Looking Glass’, Regent’s Canal’da suyun üzerinde kitapçıya dönüştürülmüş bir tekne ‘Word On The Water’, aşırı güzel kapak tasarımlarını incelerken barında kokteylinizi yudumlayabileceğiniz Maison Assouline veya sadece büyü, sihir üzerine kitaplar satan, eşi benzeri olmayan ‘Treadswell’s Books’ ve tabi ki yerden tavana kitapla kaplı, 170 milyondan fazla (evet doğru okudunuz 170 milyon) kitap, gazete, harita vb. parçaya sahip British Library.

Bu arada aşağıdaki çoğu kitapçının birkaç şubesi var, çok kalabalık gözükmemesi adına haritada sadece birer şubelerini pinledim. Kitapçıların farklı şubelerini web sitelerinden ulaşabilirsiniz.
 
✜ Foyles
✜ Daunt Books
✜ The Nothing Hill Bookshop: Nothing Hill filmindeki kitapçı olduğu için hep bir izdiham var.
✜ Treadwell’s Books: Sihir ve büyü üzerine kitaplar.
✜ Maison Assouline
✜ Taschen Store
✜ Hatchards
✜ Word On the Water
✜ Waterstones
✜ Stanfords: Özellikle seyahat kitapları, küreler ve haritalara odaklanmış bir kitapçı.
✜ Foster Books
✜ Southbank Book Market: thames nehri kenarına kurulan bir ikinci el kitap pazarı
✜ British Library
✜ Books For Cooks: Yemek kitaplarına odaklanan bir kitapçı.
✜ Brick Lane Bookshop
✜ Columbia Road Books
✜ Gosh!: The Culture of Comics: Sadece çiz romanlara adanmış bir kitapçı.
✜ Idiot Books: Nadir baskılar ve özellikle Rusça kitap seçkisi çok geniş.
 
Cecil Court’taki kitapçılar:


✜ Tindley & Everett
✜ Goldsboro Books
✜ Watkins Books
✜ Alice Through The Looking Glass

British Library

👩‍🎤 Londra’da Sevdiğim Plak Dükkanları

Sounds of the Universe
Honest Jon’s Records
Flashback Records

Avrupa’nın plak membası Londra’ya hoşgeldiniz!👩‍🎤
Buradaki plak dükkânı bolluğundan yine başımız döndü. Detaylı bir araştırma yapıp aşağıdaki uzun listeyi çıkardım ama tabi ki hepsini ziyaret edebilme şansım olmadı çünkü plak almak için tek bir yerde bile uzun saatler geçirince hepsine gitmek pek mümkün olmadı.

Plak dükkanlarına gitmeden önce Instagram hesaplarından imza günü, konser, panel vb. gibi etkinlikler var mı mutlaka kontrol edin. Hiç ummadığınız sanatçıların konserlerine veya etkinliklere denk gelebilirsiniz. Özellikle Rough Trade’in web sitesine göz atın.

Biz tesadüfen Brixton’daki Palace Vinyl’ın bir pubın üst katındaki yeni yerine taşınma partisine denk geldik ve harika biralar içerek, plakları keşfettik sonra da partiye karışıp dans ettik.

Plak dükkanlarında çalışanlar; nazik, ilgili, sevdiğiniz sanatçılara göre nokta atışı alternatif öneriler yapan, müzikle ilgili uzun uzadıya sohbet edebileceğiniz güzel insanlardı. Siz de Londra’dayken bütün bu kültür birikiminin tadına varın ve suyunu çıkarın.
 
✜ Rough Trade East & West
✜ Sounds of the Universe
✜ Phonica Records
✜ Honest Jon’s Records
✜ Next Door Records Two
✜ Palace Records
✜ Banquet Records
✜ Starlight Records London
✜ Soul Brother Records
✜ Hawkeye Record Store
✜ Third Man Records: Jack White’ın plak dükkânı
✜ HAUS
✜ Flashback Records
✜ Palace Vinyl (Aint No Saints’in en üst katında)
✜ Sister Ray
✜ Reckless Records
✜ Supertone Records & Cd’s
✜ Inverted Audio Record Store
✜ Love Vinyl Hoxton
✜ Planet Wax
✜ Kristina Records
✜ Wax Material Mobile Record Shop
✜ Hidden Sounds
✜ Gower Records (Waterstones’un içinde)
✜ Idle Moments: hem şarap dükkanı hem plakçı

Sessiz ve Sakin Bir Başka Londra: Little Venice


Londra ‘yı bir haftada dolu dolu yaşayacağız diye koşturmaktan bitap düşünce, son günlerimizi biraz daha sakin geçirmek istedik ve parklarda, kanal kenarlarında bolca vakit geçirdik. Londra’nın kalabalığından kaçıp yavaşladığımız en güzel yerlerden biri de Paddington’daki Little Venice oldu. 

Little Venice, Londra’nın ortasında ama bambaşka bir dünya. Paddington’dan başlayıp Regent’s Canal boyunca uzanan bu mahalle, adını Venedik’ten alıyor ama burada gondollar yerine uzun ve dar tekneler, turist kalabalığı yerine sabah kahvesini teknesinin güvertesinde içen Londralılar var.


🚤 19. yy. de sanayi taşımacılığının merkezi olan Paddington, (evet, ayı Paddington adını buradan alıyor) bugün modern kafeleri, sanat galerileri ve yeşil yürüyüş yollarıyla yeniden doğmuş durumda. O dönemden kalan, yük taşımak için kullanılan kanaldaki uzun ve dar tekneler, yani narrowboat’larsa artık sadece bir ulaşım aracı değil, birçok Londralının da evi. Güvertelerinde çiçek saksıları, içlerinde kitap rafları ve küçük sobalarıyla her biri kendi karakterini yansıtan bu tekneler kanal boyu buranın birer simgesi.

🛶 İsterseniz bu teknelerle Little Venice’ten Camden’e uzanan kanal turuna çıkarak Londra’nın sessiz, yavaş yüzünü keşfedebilirsiniz.


📍 Little Venice’te yapabilecekleriniz:

• Kanal boyunca yürüyüş yapabilir, İngilizlerin ‘Gongoozling’ dedikleri; ‘kanalda gelip geçen tekneleri izleme aktivitesi’ni yapabilirsiniz.


• Waterside Cafe’de bir kahve veya kanal kenarındaki publarda bira içebilirsiniz.


• Regent’s Canal’ın hemen kenarında yer alan, oldukça küçük ama zarif bir bahçe olan “Rembrandt Gardens” daki salkım söğüt ağaçları altında oturup sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Barbican: Londra’nın Brütalist Labirenti

Londra’nın tam ortasında, dev beton bloklardan oluşan, göletli avlularıyla bir anda sizi distopik bir filme ışınlayan o yer: Barbican
 
2. Dünya Savaşı’nda ağır bombalanan City of London bölgesi, 1950’lerde yeniden ayağa kaldırılmak isteniyor ama sıradan konutlar yerine Modernist bir ütopya yani Barbican yaratılıyor.
 
1982’de açılan ve brütalizm akımının en önemli örneklerinden olan Barbican’ın mimarları Geoffry Powell, Peter Chamberlin ve Christoph Bon; mimarlar, akademisyenler, beyaz yakalıları hedefleyen ‘lüks kamu konutları’ olarak burayı tasarlıyor.

‘Şehir içinde şehir’ mantığıyla kurulan Barbican, 2000 adet dairenin dışında bünyesinde: yürüyüş yolları, göletli avlular, çatı ve kış bahçeleri, okul, orta çağdan kalma bir kilise, kütüphane, restoran & pub ve Avrupa’nın en büyük kültür merkezini barındırıyor.
 
Barbican’la ilgili ilginç detaylar:
 
– 2003’te Londra ’nın en çirkin binası olarak seçilen Barbican ‘ı güzelleştirmek adına 4. fotoğrafta göreceğiniz altın renkli heykelleri etrafa serpiştiriliyor.

– Göletlerin renginin yeşil olması için suya kimyasallar karıştırıyorlar. Aksi taktirde renginin çirkin bir kahverengiye dönmesi işten bile değil.

– Barbican’da oturanların sadece beyaz tonlarında perde asmalarına izin veriliyor ve böylece dışarıdan tek tip olan görüntü bozulmuyor.

– Brütalist mimaride çok fazla deniz teması görebiliyorsunuz. Balkonların Venedik’teki gondollara benzediğini veya binaların da çok katlı bir cruise gemisine benzediğini görebilirsiniz.

– Bünyesindeki kış bahçesi iki binden fazla tropik bitki çeşidini barındırıyor. Botanik bahçesine giriş ücretsiz olsa da sadece haftanın belli günleri açık ve gitmeden önce online rezervasyon yaptırmak gerekiyor.


– Barbican’ı Harry Styles’ın  ‘As It Was’ müzik videosundan hatırlayanlar? 🕺


Barbican’ın etkileyici mimarisini ve tarihini daha yakından tanımak isterseniz 90 dakikalık ücretli rehberli turlara katılabilirsiniz.
 
Londra ziyaretinizde Barbican’ın yükseltilmiş uzun koridorlarında ve brütalist mimarinin derinliklerinde kaybolacağınız bir günü mutlaka programınıza ekleyin.

Doğu Londra’nın Cool Mahallesi: Hackney Wick

Turist olarak Londra ’ya gittiğinizde yolunuz kolay kolay Hackney Wick’e düşmezdi, ta ki burası Doğu Londra’daki en heyecan verici dönüşüm hikayelerinden biri olana kadar.

Bir zamanlar sanayi bölgesi olan ve endüstriyel depolarla dolu bu alan, 90’larda sanatçıların taşınmasıyla yaratıcı bir alana dönüşüyor ve 2012 Londra Olimpiyatları’yla bölgeye yapılan yatırımlar artınca Hackney Wick’in ruhu kaybolmadan imajı yenileniyor.

Bugün sanatçı stüdyoları, galeriler ve Lea Nehri kıyısında sıralanan harika mekanlarla dolu. Bizim de özellikle hafta sonunda gitmekten en keyif aldığımız yerlerden biri.


Hackney Wick ’in sokakları da bir açık hava sanat galerisi gibi. Her köşe başında bir duvar resmi görebilir, Thierry Noir, Sweet Toof gibi sanatçıların renkli eserleriyle karşılaşabilirsiniz.


Gelelim Hackney Wick’in heyecan verici yeni mekanına: V&A East Storehouse.
‘Depo Müze’ konseptiyle açılan müze: kamuya açık bir arşiv, koleksiyon deposu ve çalışma alanı olarak tasarlanmış.

V&A, Kensington’daki müzesinde elinde bulundurduğu koleksiyonun sadece %5’ini sergileyebiliyor ve depolarda duran yüz binlerce objesi erişime kapalıydı. Storehouse da hem bu eserleri görünür kılmak hem de şeffaf bir ‘müze arkasını’ ziyaretçilere açmak amacıyla kuruluyor. Müzede bir milyondan fazla obje yer alıyor.

Müzedeki küçük objelerin yanı sıra beni en çok etkileyenler: Mimar Frank Lloyd Wright’ın ‘Kaufmann Office’ i ve Pablo Picasso’nun ‘Sahilde Koşan İki Kadın’ tablosundan esinlenerek Alexander Schervashidze’nin tasarladığı 11 metre genişliğindeki dev sahne perdesi ‘Le Train Bleu’ oldu.

Müzeden çıkıyoruz ve nehir kenarındaki @cratebrewery ’e geçiyoruz.
Eski bir matbaa binasındaki bu bira üreticisinin kraft biralarına, taş fırın pizzalarına ve ortamına bayılıyorum. Açık havada, hafif esintiyle biralarımızı yudumlarken teknelerin nehirden geçişini izliyoruz.


2. Durağımız hemen yan binadaki, Avrupa’nın tanktan servis yapan ilk birahanesi olan @howlinghopstankbar . Burada da fıçıda bira seçeneklerini denedikten sonra hava kararınca dans etmeye @allmyfriends.uk ‘ye geçiyoruz.

Londra’da turistik rotaların dışında bir gün geçirmek istiyorsanız Hackney Wick kesinlikle sizi mutlu edecektir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir